skip to main |
skip to sidebar
Homo consumus. Evrimin son halkası. Herşeyi tüketen bencil tür. Ama artık sorumluluğunu yerine getirmesi lazım. Tercihlerini yaparken daha çevreci kararlar almalı. Buradaki yazı ürünlerin size sunulana kadar çevreye ne kadar zarar verdiğini gösteren derecelerden bahsediyor. Belki biraz fazla ödenebilir ama çevreyi daha az kirleten ürünleri satın almak diğer şirketleri de ürünlerini daha çevreci yapmaya zorlayabilir.
Aslında benzer bir yöntem havayollarında halihazırda uygulanıyor. Yolcular dilerse uçuş sırasında ortaya çıkan kirliliğin karşılığını ödeyebiliyor. Emisyon satınalma denilen bu yöntemle toplanan paralar şirketlerin daha çevreci teknolojiler üretmesi ya da küresel ısınma araştırmaları için kaynak sağlıyor.
Şimdi aynı yöntem su kullanımı için de söz konusu. Daha fazlası şurada:
http://blogs.iht.com/tribtalk/business/green/?p=24
Güneşi içimizde hissettik bugün. Ateş ailesiyle Moda'da kalvaltı ederken güneşi yakalamak için beş dakikada bir oturduğumuz masayı bile değiştirdik. Anlayacağınız günebakan çiçekleri gibiydik:)) Bugün, ayrıca yeni aldığım polarize filtrenin ne kadar doğru bir tercih olduğunu gösterdi. Fotoğrafta hoşuma gidiyor doygun renkler, sıcak tonlar. . Erdem'in yandaki fotoğrafı da bunu doğruluyor bence.
Dijitale geçmekle daha çok fotoğraf çeker oldum. İyi de oldu ama. Belki ilerde sadece fotoğrafla ilgili bir site yapabilirim. Şimdilik makinamla ısınmaya çalışıyoruz:))
Yine maskemiz düştü, içimizdeki canavar göründü. Paylaşmayı halen öğrenemedik. Birileri de çıkıp bunu doğrularcasına bahçedeki "yabancı ot"ları birer birer kopartıyor. Ne de olsa bu coğrafya da bizden başka herkes düşman.
Hrant Dink sadece bu havayı solumak istiyordu. "Buralıyım," diyordu. "Nereye gidebilirim ki?" Ama biz ne yaptık? Aslında bu kültürü zenginleştiren insanları "yabancı ot" bildik. Bu devlet politikası bireysel şiddete dönüştü. Beni en çok korkutan da bu işte. Herkesin kendinde bunu yapabilmeyi hak olarak görmesi. Acaba artık vatanını en çok seven yabancı otları en çok yolan mı?
Hepimiz ne kadar Türk'sek o kadar da Ermeni'yiz.
Hrant Dink'in son yazısı
Sürekli çözülen ayakkabı bağlarıma çözüm olarak pamuklu bir bağcık almak için gittiğim ayakkabıcı sorunun bağcıkta değil bağlama tarzında olduğunu söyledi. Bu yaştan sonra ayakkabı bağlamayı bir daha öğrenmiş oldum:))
Geçen gün rastladığım bir sitede ayakkabı bağlamanın binbir türlüsünü görünce de öğrenmenin yaşı yokmuş deyip avuttum kendimi. Siz de ayakkabılarınıza renk gelsin istiyorsanız buyrun aile salonumuz mevcut:
Shoe Lacing Methods
Önce kişisel bilgisayarlar geldi. Sonra cep telefonları hayatımızın bir parçası oldu. İnternet evrime yeni halka ekledi. Ayaklarımızın üstüne doğrulup sanal aleme adım attık.
Hayatımız giderek mobilize oluyor. Galiba ileride böyle paralel evrenlerde yaşıyor olacağız. İhtiyaçlarımız da buna karşılık değişiyor zaten. Word olmayan bir bilgisayarda yazı yazmanız gerekse ne yapardınız örneğin? Yanınızda hemen her ihtiyacınıza ihtiyaç veren bir alet çantası taşımak sizin için bir çözümse o zaman Portableapps'i deneyin. İçinde OpenOffice, browser gibi temel bir çok uygulama var ve kurulum gerekmeden kullanabiliyorsunuz. USB belleğe atın, dursun bir kenarda. Her an ihtiyacınız olabilir.
http://portableapps.com/suite
Biz de sesimizi duyurmak icin 4 Kasım'da Küresel Isınmaya Hayır mitingindeydik. Her ne kadar adıyla çelişen bir havaya denk gelse de aniden düşen sıcaklıklar ve sel felaketleri küresel ısınmanın en ciddi göstergesi. Daha duyarlı olmak lazım. Bush beyinlilere duyurulur.
Mitingden kareler:
http://www.flickr.com/photos/59473494@N00/sets/72157594364073154/